29 Ekim 2011 Cumartesi

Şeytanın Avukatı

Geçen gün Serdar Ortaç'ın NTV'de bir röportajını dinledim. Meşhur "çatal atma" olayı ile ilgili olarak kesinlikle çatal atanlardan birisi olmadığını söyledi. Sadece kendisinin "10. yıl marışını" okuyan kişi olduğunu belirtti. Bunu söylerken tamamen gençliğimin verdiği, gençlik heyecanı ile yapılmış bir saçmalıktı" diye ekledi. Bugün olsa kesinlikle yapmayacağını, "olgunluk dönemi öncesi" olduğunu belirtti.


Bunun yanında hala gittiği yerlerde bunun tepkisini aldığını ve bir yerde burnunu kırdıklarından, diğer bir konserinde ise yanında ki 18 yaşında ki (ki olayın olduğu tarihte ilkokul yaşında, belki daha küçük oluyor) solist kızlara saldırıldığını söylüyor. "O dönemi ben aştım, artık daha anlaşılabilir bir dönemde yaşıyoruz ama hala benim bir saldırı yaptığımı düşünerek bana saldırıyor insanlar" diye ekliyor.

Düşünüldüğünde, olayın yaşandığı zamanlar gerçekten "düşüncenin" geri planda olduğu dönemlerdi. "Evlat acısı" ile "kuyruk acısı"nın en derin olduğu o dönem, sözlerin anlaşılamadığı, aksine bütün sözlerin ve düşüncelerin bir örgüt ya da kesim tarafından sahiplenildiği, özgür düşüncenin olmadığı dönemlerdi. "Yaşananları ve yapılanları dönemin koşulları ile değerlendirmek gerekir" fikrini benimsemiş bir kişi olarak, bu olayda da bu yolu izlerim. Sonuçta uç bir örnek olacak ama bazı dönemler "adam öldürmek" bile normal bir eylemdi. Orta Çağ avrupasında, düello sonucu adam öldürmüş birisini bugün yargılamanın saçmalığı ve çıkarılan kanunların geriye doğru işlememesi, sanırım buna güzel iki örnek olabilir. Serdar Ortaç'ın yaptığı saçma ve yanlış bir harekettir ama o dönem bir şarkıcının yapabileceği en normal biçimde tepkisini göstermiştir. Ahmet Kaya'nın söylediklerini sahiplenen kesim ve örgütün karşısında ki "marşı" söylemiş Serdar Ortaç. Ahmet Kaya nasıl "kürt dili" ve "halkı" için kürtçe şarkı ile tepki koyuyorduysa, karşı tarafındaki fikirde o dönem bu marş ile tepki koyuyordu.

Bugün düşünüldüğünde gerçekten çok saçma gelen fikir çatışmasının o dönemki kuralları ve gerçekleri bunlardı ne yazık ki. Ama internetten bir kaç arama ile Ahmet Kaya'nın videolarına baktığınızda, karşısında oluşan bu "refleks"in nedensiz olmaadığını görürsünüz.

Bugün Ahmet Kaya'nın o videoları yüzünden şarkılarına tepki koyanlar ile Serdar Ortaç'ın o dönem yaptıkları ile şarkılarına tepki koyanların düşünce açısından bir farkı yoktur. Doğru ya da yanlış diye bir ayırım yapmıyorum, sadece düşüncelerin farklı yönde olsalar dahi "aynı" olduğunu söylüyorum.

Ahmet Kaya'nın şarkılarını dinleyen ve seven bir kişi olarak, sanatın siyasi bir biçimde kullanılabileceğine inanan birisiyim. Tarihin başlangıcından beri sanat siyasi olarak kullanılmıştır. Biz daha çok cengaverlikleri ile bilsek dahi, Köroğlu, Dadaloğlu ve bir çokları zamanlarının siyasi aktörlerindendir. Dönemin siyasi yapılarına tepki koymuş kişileridir. Dizelerinden bunu anlayabilirsiniz. O yüzden "siyasi görüş" açısından dinlemeyenler için "doğru ya da yanlış" gibi bir ayrım yapmıyorum. Bana göre, kendisini gelişmiş bir birey olarak gören kişiler, bu şarkıları ya da sanartın hangi dalıysa o eserleri, siyasai yapısından ayırarak dinleyebilenlerdir. Tabi gelişmiş bir birey için "doğru ile yanlışı" ayırt edebilmek bir gerekliliktir. O yüzden yeni fikirlere açık olabilmek önemlidir. O yüzden eğer dinlediğini "siyasi" yönü olan sanatçı ya da parçalar aklınıza uygunsa o yönde bir değişim olması gayet normaldir. Kazım Koyuncu ile ilgili yazımda bahsettiğim tamamen bununla alakalıdır.

Yazıyı bir sonuca bağlamak gerekir ise, Serdar Ortaç'ın, o dönem yaptığı ve bugün pişman olduğu, bir şarkıcının tepkisini göstereceği en doğal yol yüzünden tepki almak ve şarkılarını dinlememek benim düşünceme uymuyor. Benim Serdar Ortaç'ı sevmeme nedenim tamami ile, geçen gün girdiğim odada çalan bir paçasına yaklaşık iki dakika bile tahammül edememem. Beste ve sözler açısından son derece yavan gelen bir tarzı olması. Tamamen popüler kültüre yönelik, manasız sözler ve birbirinin kopyası besteler. Sesini de işin içine katarsanız "sevmeme" biraz yavan kalır, iş "nefret" seviyesine gelir. Ahmet Kaya parçalarını sevme nedenim ise bunların tam tersidir.

Son olarak, sevilecek birçok şeyin olduğu ama bir şeyleri sevmenin en zor olduğu ülkede, bir şeyi neden sevip neden sevmediğini anlatmak için paragraflar dolusu yazı yazmanın üzütüsü ile hepinizi selamlarım. Sevmemek çok kolay ama sevmek gerçekten zor. Zor olan daima güzel. İster Ahmet Kaya ister Serdar Ortaç olsun, sevmek saima daha güzel. Hepinizi selamlarım "GÖZÜM"...

Not: Berat'ın Ahmet Kaya vs. Serdar Ortaç yazısına ithafen, izlediğim Ntv röportajı sonrası aklıma gelenlerin bir derlemesidir. Yorum olarak çok uzun lacaktı Berat, burdan yazayım dedim, sorun olmaz değil mi gözüm?

4 yorum:

  1. Sanırım serdar ortaçı aynı sebepten dolayı sevmiyoruz.
    http://protezbeyinli.blogspot.com/2011/01/kulturevinde-populer-iskence.html

    YanıtlaSil
  2. Garip bir biçimde benim o odada dinlediğim parçası benim duyduklarımdan değildi. Belki popülerdi ama ben kendimi iyi saklamışım Ama o parça çok acayipti kardeş, böyle birşey olamaz.

    YanıtlaSil
  3. zaten dün bir konser görüntüsünü izledim, "vallahi biz apo'yu özledik" falan diyordu şarkısında. Serdar Ortaç'ın yaptıklarına dair düşüncelerim değişmese de Ahmet Kaya dibe vurdu benim için

    YanıtlaSil
  4. Sonunda, direncin kırıldı ve izledin mi o meşhur videoyu:) Benim için de diptedir ama arada "bahtiyar" var:)

    YanıtlaSil