Soğuk bir şubat akşamı. Dolunayın aydınlattığı, karlarla kaplı bir ormanda, saatin bir öneminin olmadığı, sadece gece ile gündüzün hüküm sürdüğü zamanlar…
Bir omzu, taşıdığı tüfeğin ağırlığı ile çökmüş asker, ay ışığında parlayan karların üstünde, derin izler bırakarak ilerliyordu. Ayakları karlar içine gömüldükçe hissizleşiyor, fakat gariptir ki, parmak uçlarındaki acı gittikçe artıyordu. Omzundan kaymakta olan tüfeğin kayışını tutan eli nerdeyse donmuştu. Neyse ki, elinin bu donmuş hali sayesinde tüfeğin kayışının elini kesmesi acı bile vermiyordu. Arada bir arkasına dönüp bakıyor, uçsuz bucaksız ormanda bir şeyler görmeyi bekliyordu. Ay ışığının izin verdiği yerden ötesi korkutucu bir karanlıktı. Yüksek ağaçların arasında çaresizlik ve yalnızlık birbirini izliyor, bu da adımlarının hızlanmasına yol açıyordu. Etraftaki sessizlik ilginç bir biçimde çevresinde bir şeyler olduğu hissini tetikliyor, gözlerini istemsizce karanlığa çevirmesini sağlıyordu genç askerin. Her adımda gideceği yere daha varamamış olmanın korkusu artıyordu. “Neden bu kadar uzakta olmak zorunda” diye düşünmekten kendini alamadı. “Neden her seferinde ben bu yolu gitmek zorundayım” diye kendi kendine sorular yöneltti. Bu sırada ağaçların arasından bir ses geldi. Döndü sesin geldiği yere doğru baktı. Bir ses duyduğuna emindi. Tüfeği yavaşça omzundan aldı. Sesin geldiği tarafa, sanki yardımı olacakmış gibi, gözlerini kısarak baktı. Soluk alıp verişi hızlanmıştı. Ağzından çıkan buhar, görüşünü engelleyecek kadar rahatsız ediyordu artık. Derken sağ tarafından bir ses daha geldiğini duydu. Hızlı bir biçimde o tarafa döndü. Tüfeğini sesin geldiği yere doğru çevirdi. Derin karanlığa bakıyor ama ne bir hareket ne de başka bir şey görebiliyordu. İstemsiz bir biçimde “kim var orda” diye seslendi karanlığa. Cevap duymak istemiyordu aslında. Hiçbir şey duymak istemiyordu. Tüfeğini indirdi, tekrar omzuna astı, gideceği yola döndü ve hızlıca yürümeye başladı. Gözleri acı verecek biçimde arkaya bakmaya çalışıyordu. Bir ses daha duyduğunda artık dönmek istemedi, sadece koşmaya başladı. Bıraktığı izlerin arası açılmıştı genç askerin. Şimdi duyduğu tek ses adımlarının karda çıkardığı seslerdi. Bu sesten hoşlanmış olacak ki daha hızlı koşmaya başladı…